bir şarkının yada bir şaiirin sözlerinde degil bir kemanın o hasret dolu o acı dolu sesınde sevebilmek seni ulaşılması imkansız dagların esrarında düşleye bilmek seni avanak ıslatan diye bilinen yağmurlarda dolaşabilmek seninle ıslanacagımızı bile bile sonra kaşlarına dokunabilmek kızacagını bile bile sonra dalga geçebilmek bune böyle diye senin kızıpta küsmeni seyredebilmek sonra sen ağlamaya başladıgındafarkına varıp seni çok üzdügümün senden habersiz gizli gizli ama senden daha çok aglayabilmek seni üzmenin verdigi pişmanlıkla kendime cezalar verebilmek her güzelligin sonu gibi her güzel günü sonunda senden ayrılma zamanı yaklaşınca her defasında susabilmek sanki birdaha hiç konuşmayacak gibi sen vedanı yaparken usulca bir sonraki sabaha kadar ben başımı kaldırıp gökyüzüne bu son olsun allahım bu son veda olsun diye dua edebilmek ve sonunda beklenen o gün geldiginde seni o beyaz gelinligin içinde melekleri bile kıskandıran o güzelliginle bir şuç işlemiş çocuk gibi mahçup o yüz ifadenle bana dogru geldigini görebilmek seninle evlenip boş konserve kutularından bağlayıp arabamızın arkasına sabaha kadar bütün istanbul sokaklarında ben bu gün için yaşadım diye bağıra bağıra gezebilmek seninle ömrümün tamamını bazen sakin bazende azgın dalgalar gibi yaşayabilmek ve onun bütün güzel ve çirkin unsurlarıyla ama bir bütün olarak yaşayabilmek küçücük ama bize büyük olan tahta bir evde mutlu mutsuz ama en içten en samimi en sadakatli en cesur en yürekli hep iki can hep iki yürek ama sadece tek hayat olarak yaşlanabilmek en sonunda tahta bir salıncakta el ele amansızca gelen azrail e sıcacık bir merhaba diyebilmek ölüme bile iki can ama tek hayat olarak gidebilmek ne güzel olurdu
Yeni yorum gönder